Başlığa
gel, hey yavrum hey! Sanırsın 40 yıllık evliliği bir celsede bitirdi, üzerine
ağıt yakacak.
Şaka
bir yana emin olun kocanızdan, sevgilinizden ayrılmak; yıllar yılı yediğiniz
içtiğiniz ayrı gitmeyen, her anı birlikte yaşadığınız, hayatınızdan gelip geçen
değil de hayatınızın bir bölümü olan arkadaşınızdan ayrılmaktan daha kolay. Çünkü
kocanızdan ya da sevgilinizden ayrıldığınızda herkes sizi anlar, tüm
dostlarınız sizi ayrılık acısından uzaklaştırmaya kafanızı dağıtmaya çalışır. Ama
maalesef dostunuzla artık dost olmadığınızda, tüm arkadaşlarınız ortak kalır. Kimisi
neden küstüğünüze anlam veremez, kimisi sizi barıştırmaya çalışır, kimisi onunla
görüşüp sanki siz kızacakmışsınız gibi bu durumu sizden saklar. Ve dostunuzla
artık birçok şeyi paylaşamayacak olmanızın acısı yetmezmiş gibi bir de
yanınızdakilerin davranışları acıtır canınızı.
Neyse
nerden geldik bu konuya oradan anlatmaya başlayayım. Eski en iyi dostum(!)
geçenlerde nişanlandı. Söz konusu sosyal medya çağı olunca bu durumu görmeme ve
bilmeme şansınız olmuyor. Bunun üzerine de tabi bombardıman başladı. Bir kısım
arkadaşım nişana gittiklerini söylemediler. Ki tabi ki gidecekler. Ama asıl
saçma olan nişana gideceklerini dahi söylemeyip daha sonra soysal medyada
fotoğraf paylaşmaları oldu. Ee be yavrum fotoğraflarda çıkacaksın madem, ne
saklarsın gittiğini. Yıllarca bu durumun en çok can acıtanı olduğunu onlara
anlatmaya çalıştım. Onunla görüşmeleri beni kızdırmaz ki, arkadaşlığı dostluğu
biten benim, siz değilsiniz. Ama ben kızacakmışım, üzülecekmişim gibi bunu
benden saklamaları beni asıl üzen. Çünkü insanlar farklı yönlere büyüyebilir ve
bunun sonucu olarak birbirlerini kaybedebilirler. Ama normal bir insansanız
çevrenizin bu kayıp nedeniyle bir taraf seçme zorunluluğu olmadığını da
bilirsiniz. Biz artık dost olmayabiliriz ama siz hala “bizim”
arkadaşlarımızsınız.
Şimdi
bir kod adı vermek lazım gelirse eğer eski dosta, E olsun. Allahtan bloğu beni
tanıyan kimse okumayacak(yani en azından öyle düşünüyorum) yoksa E fazlasıyla
ortaya çıkarıcı bir kısaltma oldu. :D
E ile
üniversite açılır açılmaz tanıştık diyebilirim. Ondan sonra 4 senemiz hiç ayrı
geçmedi. Her şeyi birlikte yaptık, birlikte ağladık, içtik, eğlendik; bir sürü
yakın arkadaşımızda vardı. Ama yapışık ikiz gibi birbirimize en yakın olan hep
bizdik. Klasik kız arkadaş hikayeleri falan filan. Sonra mezun olduk hala aynı
şehirdeydik, ama bir şeyler değişiyordu. Ben uzaklaştığımızı hissediyordum,
artık eskisi gibi bir arada değildik. Yazar bu noktada kimseyi suçlamıyor çünkü
ortada suçlanacak bir durum olmadığını düşünüyor açıkçası. Daha önce de dediğim
gibi farklı noktalara büyüyorduk. Artık en iyi dost rütbemizi söküp, yakın
arkadaş rütbesini yapıştırmışlardı sanki. Canımın çok yandığını iyi
hatırlıyorum. Ama size burada arkadaşlığımızı tamamen koparan son olayı
anlatmayacağım. Fikir uyuşmazlığı, araya giren başka insanlar, yanlış
anlaşılmalar falan falan. Ne anlatırsam anlatayım tarafsız olmayacak çünkü. Ve ben
burada işin duygusal tarafını anlatmak istiyorum sadece. Sonunda tamamen
koptuk. Birbirine selam vermeyen hal hatır sormayan iki yabancı haline
gelmiştik. Ama tabi ki geçmiş peşimizi bırakmıyordu. Yani en azından benim. Sanırım
şu aşamada saçmalık derecesinde duygusal bir insan olduğumu söylemem gerekli. Bir
süre geri dönmeye çalıştım. Mesajlar attım, ne hissettiğimi anlattım. Ama olmadı
sanırım tamamıyla farklı yönlere büyümüştük ve artık bir ortak nokta bulmamız
imkansızdı.
Ama
çevremizdekiler beni hiçbir zaman tam olarak anlamadı. Yaşananların gereksiz
bir karmaşa, manasız bir küslük olduğunu da düşünmüş olabilirler. Ama benim
için gerçekti. Dostumu bir daha kazanamamak üzere kaybetmiştim. Anlatılırken
gülmeye, kendi halimle dalga geçmeye başladım ki; kimse ne hissettiğimi tam
olarak anlamasın. Sevgilim acı çektiğimi bildiği için bana kızıyordu, o
kızmasın diye artık canım acımıyormuş gibi yaptım. Ama hala acıyor. Mümkün mü
acımaması bir zamanlar canınız olan insana hiçbir şey anlatamıyorsunuz. Mutluluğunda
yüzünüzde kocaman bir gülümsemeyle ona sarılamıyor, birlikte zor zamanları
atlatamıyorsunuz. Hatta nişanlıyım diye duyurduğu haberi beğenmeniz bile
hayretle karşılanıyor.
Dediğim gibi dostunuzdan ayrılmak
sevgilinizden ayrılmak gibi değil. Kimse sizin unutmanıza yardımcı olmuyor. Önemli
bir olayda hep masada adı geçiyor. Arkanızdan konuşuluyor ya da bir zaman sonra
siz ne deseniz arkanızdan kritiği yapılıyormuşçasına bir paranoyaya
kapılıyorsunuz.
Tabi başka dostlarınız var, ama kimse kimsenin
yerini doldurmuyor. Her dostun, her arkadaşın, her sırdaşın yeri ayrı ve E’ye
ait yer bundan böyle hep boş. Kafamda her şeyi tekrar tekrar yaşıyorum zaman zaman,
öyle yapsaydım bunu demeseydim, engel olsaydım. Ama sanırım yaşanan olay olmasa
da bir başka olay olacaktı ve biz gene dost olmaktan çıkacaktık. Çünkü bizi
ayıran final değil, yaşananların tamamıydı.
Hissettiklerimi
anlatabildim mi, yoksa saçma sapan bir yazı yazıp kendimi mi tatmin ettim
bilmiyorum. Ağlamayacak olsam anlatacak daha bir yığın şey var sanırım ama Yazar
ağlamamak için affını istiyor, döner mi dönmez mi bilmiyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder